Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Sert Yanıt


Hollanda Başbakanı’nın ‘Türkiye ile ilişkilerimizi düzelteceğiz’ sözlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sert yanıt geldi. Erdoğan, “Neyi düzeltiyorsun, sen önce bunun hesabını ver. Vatandaşımın üzerine at, it sürersen bunun hesabını vereceksin. Yaşanan kepazelikti” dedi. Erdoğan, peş peşe “Hollanda hesabını vereceksin” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Kocaeli’de düzenlenen toplu açılış töreninde konuştu. ‘Kocaeli’ye bir katrilyon 352 trilyon lira yatırımla geldik” diyen Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle:

Bir çok açılış ve başlangıç bizi bekliyor. Kocaeli devam eden projelerle daha da ileri gidecek.  Kocaeli’nde şehir hastanesi, bin 180 yatak  kapasitesiyle abide bir eser olarak yükseliyor. Stadyum bitmek üzere. Kocaeli’ni  geleceğe taşıyacak projelerden biri olarak gördüğüm Bilişim Vadisi’nin ilk etabı  tamamlanmak üzere. Osman Gazi Köprüsü ve otoyol Körfez kıyısındaki trafiği büyük  ölçüde rahatlattı mı? ‘Yapamaz diyorlardı.’ Yapıldı mı? Biz yaparız. İman öyle  bir şeydir ki tekeden bile süt çıkartır, süt. Mesele inanmak, azmetmek. Geçilen 14 yılda Kocaeli’ne yaptığımız yatırımların tutarı ne biliyor  musunuz? 20 milyar/katrilyon. Hiçbir zaman Kocaeli’ni aman ha ötelemedik. Çünkü Kocaeli bunlara  layıktı. Kocaeli kişi başına düşen milli gelir bakımından ülkemiz ortalamasının  epeyce üzerinde bir yer alıyor. Sanayide ve ticarette olduğu gibi, doğal  güzellikleriyle de müstesna bir yere sahip Kocaeli, devam eden projelerle çok  daha ileri bir seviyeye çıkacaktır. Bugün de Kocaeli’ne elimiz boş gelmedik.  Toplam yatırım tutarı ne biliyor musunuz? 1 katrilyon 352 trilyon lira, 286 ayrı  eser. Bununla geldik. Kamu yatırımları, belediye hizmetleri, özel sektör vesaire,  hepsi. Eğitimde 214 dersliğin, 7 atölyenin, spor ve konferans salonlarının, 300  öğrencilik pansiyonların, Gebze Teknik Üniversite ve bunun Elektronik  Mühendisliği binasının, yarı olimpik yüzme havuzunun, İşletme Fakültesi binasının  ve Katı Atık Laboratuvarının resmi açılışlarını yapıyoruz. Bunları tek tek kalem  kalem saymayacağım. Bunları geçiyorum. Çünkü sizlerle asıl konuşacağım mesele  var.

HOLLANDA İLE DİPLOMATİK KRİZ 

Uluslararası hukukta büyükelçilikler, konsolosluklar kendi topraklarıdır o  ülkelerin. Yani şu anda Hollanda’daki büyükelçilik de konsolosluk da bizim  toprağımızdır. Düşünebiliyor musunuz, kapıyı açmıyorlar.  İçeriden konsolosu  dışarı çıkartmıyorlar ve Bakanımızı oraya göndermiyorlar. Bunu yapan kim?  Hollanda. Kim bu? Avrupa Birliği üyesi. Senin her yerin Avrupa Birliği üyesi olsa  ne yazar? Sen önce uluslararası hukuku öğren. Demokrasi nedir onu öğren. Yeri  geldiği zaman Türkiye’ye demokrasi dersi vermek isteyenler önce bunu öğrenin  bunu.

ATLARI VE İTLERİYLE SALDILAR…
Hollanda’da yaşanan hadise diplamasinin ayaklara alınmasıdır. Seçimden dolayı ırkçılık yapıyorlar. Irkçılıkla oy toplayacaklarını sanıyorlar.  Bir süredir Almanya başta olmak üzere, hemen  tüm Avrupa ülkelerinde benzer zorluklarla karşılaşıyoruz. Bugün çıkmış Hollanda  Başbakanı açıklama yapıyor; ‘Türkiye ile ilişkilerimizi düzelteceğiz.’ Neyi  düzeltiyorsun ya, dur bakalım, dur. Daha sen bedel ödemedin, dur. Önce bunun  hesabını vereceksin. Yok öyle! Bunu hesabını vereceksiniz. 

Hollanda vatandaşı olan kardeşlerime sesleniyorum. Seçimlerde ne yapacağınızı biliyorsunuz değil mi? Hollanda bu terbiyesizliğin bedelini mutlaka ödeyecektir. Benim vatandaşlarımın üzerine at, it sürersen bunun hesabını vereceksin. Biz, bize yeteriz. Bize bu millet yeter.

BİRBİRLERİNİ ISIRMAZLAR

Şu anda biz  sabırlıyız ve sabırla bu işin üzerine giderek, bu işin hesabını soracağız. Öyle  bu burada kalmaz. Hollanda’da yaşanan hadise, diplomasinin, uluslararası hukukun,  teamüllerin, nezaketin ayaklar altına alınmasıdır. Avrupa’dan ses çıkıyor mu?  Çıkmıyor. Niye? Bunlar birbirini ısırmaz, ısırmaz, aynıdırlar.”

‘VATANDAŞLARIMIZ GEREĞİNİ YAPACAK’

Hollanda’daki Hollanda vatandaşı kardeşlerime sesleniyorum. Siz ne yapacağınızı biliyorsunuz değil mi  Gereğini nasıl yapacağınızı biliyorsunuz değil mi  Şu an Hollanda’daki vatandaşlarımız bizi ekranları başında izliyor. Almanya, Belçika, İskandinav ülkeleri izliyor. Hepsine sesleniyorum. Ne yapacağınızı biliyorsunuz değil mi  Türkiye düşmanlarına karşı, Cumhurbaşkanınıza düşmanlık yapanlara karşı orada ne yapacağınızı biliyorsunuz değil mi  Kullanacakları oyları nasıl değerlendireceklerini onlar çok iyi biliyorlar

‘SENİN HER YERİN AB ÜYESİ OLSA NE YAZAR’

Uluslararası hukukta büyükelçilikler, konsolosluklar kendi topraklarıdır o ülkelerin. Yani şu anda Hollanda’daki büyükelçilik de konsolosluk da bizim toprağımızdır. Düşünebiliyor musunuz, kapıyı açmıyorlar.İçeriden konsolosu dışarı çıkartmıyorlar ve Bakanımızı oraya göndermiyorlar. Bunu yapan kim  Hollanda. Hollanda, Avrupa Birliği üyesi bir hukuk  devleti gibi değil, bir muz cumhuriyeti gibi davranmıştır. Yıllarca Türkiye’ye  insan hakları, hukuk, demokrasi nutukları çekenlerin kendilerinin aslında bu  değerlerden ne kadar uzak olduğunu tüm dünya gördü. Şimdi yaptıkları  terbiyesizliğe kılıflar uydurmaya çalışıyorlar. Ne söylerlerse söylesinler,  mızrak çuvala sığmaz, yapılan işin adı bir skandaldır. Hollanda, bu  terbiyesizliğinin bedelini mutlaka ödeyecektir. Senin her yerin Avrupa Birliği üyesi olsa ne yazar  Sen önce uluslararası hukuku öğren. Demokrasi nedir onu öğren. Yeri geldiği zaman Türkiye’ye demokrasi dersi vermek isteyenler önce bunu öğrenin bunu.

ULUSLARARASI KURULUŞLARA ÇAĞRI

Buradan Avrupa Birliği organlarını ve  demokrasiyi, insan haklarını, hukuk devletini koruma misyonuyla çalışan tüm  uluslararası kuruluşları, Hollanda’ya karşı seslerini yükseltmeye hatta yaptırım  uygulamaya davet ediyorum.

12 MART VURGUSU 
Tarihizide 12 Mart’ı iki farklı olayla hatırlıyoruz. Birincisi İstiklak Marşı’mızın kabul edildiği gündür. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal’i ve Mehmet Akif’i saygıyla anıyoruz. 15 Temmuz’da F16’lar bomba yağdırıyordu. Ama bizim gençlerimiz kaçmadı. O FETÖ alçakları kadın, genç, yaşlı demöeden ateş ederken yıldı mı? Hayır. Niye? Ne yaptı? Göğsünü siper etti bombalara. Neden? Çünkü onlar şehadet dediler. Şehitler Tepesi boş değil dediler. 15 Temmuz mabetlerimize namahrem eli değmesin diye ezanlar yurdumuzun üzerinde dinmesin diye 249 kardeşimiz şehadete yürüdü. Bu kahramanlık karşısında bizlere düşen daha çok çalışmaktır. Durmak yok uyola devam. Akif ömrünün çson günlerinde kendisini ziyarete gelen dostuna Allah bir daha bu millete istiklal marşı yazdırmasın dedi. Kardeşim 15 Temmuz’da milletimiz yeni bir marş yazmadı ama herkese şunu gösterdi. Türk milleti gerektiğinde İstiklal Marşı ruhunu diriltme konusunda üzerine düşeni yapar. Bunu 15 Temmuz gecesi yedi düvele gösterdik.

“ER YA DA GEÇ KEMAL GİDİCİDİR”

12 Mart 1971’de ülkemiz tarihinin utanç günlerinden biridir. Demokrasimiz üzerinde kara bir leke olan 12 Mart muhtırası milletimiz üzerinde tıpkı diğer darbeler gibidir. Kendilerini halkın üzerinde görenler 12 Mart’ta bir daha sanheye çıktı. Türkiye artık böyle yönetim utançlarına mahkum olsanın diye yönetim sistemini değiştiriyoruz. Komşularınıza anlatın bu 18 madde nedir. Bunu o zat (Kılıçdaroğlu) bilmiyor ama siz bileceksiniz. Kardeşlerim şuanda kim hayır diyor? Kandil, İmralı. O hayır diyenlerle beraber kimler hareket ediyor? Söylememe gerek var mı? Söyle ban arkadaşını söyliyeyim sana kim olduğunu. Şimdi çıkmış anamuhalefetin başındaki zat milleti kandırmak için her türlü yalanı söylüyor. Artık dürüst ol be. Varsa tek adam bu sensin. Yedi seçim kaybettin hala partinin başındasın. Ama er ve ya geç Kemal gidicidir. Zira mensubu olduğu parti bu yükü daha fazla taşıyamaz. Bunun güçlü muhalefet diye bir şeyi ki güçlü demokrasi güçlü muhalefetten gelir. 2014’te milletime dedim ki ben tarafsız olmayacağım taraf olcağım. Ama benim tarafım milletten yana olacak dedim ve her zamanda öyle oldu ve bu böyle devam edecek. Bu zat diyorki bir devlet bir kişiyi ikna ettiğinde 12 saatte Türkiye Cumhuriyeti’ni ele geçirir. Ya bu çocuk oyuncağı mı? 81 vilayette meydanlara dökülen bu millet öyle bırakılır mı? Eğer lider bir taşın arkasına saklanırsa millet sağın arkasına saklanır. O yüzden saklanamazsın. Bizim karakterimizde bu var. Hadi Kemal efendi çıksın senin 24 saatliklerin, 12 saatliklerin.  Neymiş efendim rejim değişiyormuş. Geç onu geç. Rejim 1923’te belirlendi. 16 Nisan’dan sonra meclis yok diyor. Kuyruklu yalan. Kardeşlerim mevcut sistemi savunanların bu sistemi işletmemek için neler yaptığını çok iyi biliyoruz. Bunlar gensorunun mimarlarıdır.

Önceki McGurk: DEAŞ'ın yenilmesi an meselesi
Sonraki Halk Otobüsünde Korku Dolu Anlar